Hasan Kisaya Allahtan rahmet, ailesi ve yakınlarına başsağlığı dillerim.

Uzun zamandır Hasan amcanın bir profilini çıkarmayı düşünüyordum. Hasan amcayı farklı kılan onun kişiliği, yapısı, sade ve en belirgin olanıda köy yaşantısı dışında bir yaşantıya adepte olmamamsıdır.

Hasan amcanın profilini neden çıkarıyorsun diyenler olabilir? Bir insani düşünün tüm yaşantısı Altilar köyünde geçmiş, rençberlik ve hayvancılıkla yaşamını idame etmeye çalışmış.

Hayatın zorluklarını iniş ve çıkışları yaşamış, belli bir yaşa geldikten sonra rahat bir yaşam sürdürecekken, hayat arkadaşını yani eşini kaybediyor.

Ne olduysa ondan sonra oluyor, Hasan amcanın dünyası alt üst oluyor.

Çocukları şehirde yaşıyorlar.Çocukları Hasan amcayı şehire götürüp yanlarında kalabilir, buraya kadar her şey normal görünüyor ve normalde karşıllanır.

Ne varki Hasan amca için hiçte öyle kolay değil, Hasan amcanın şehir sendromu yeni başlıyor.Hasan amca şehire gitmeyi istemiyor. Hasan Amcaya göre şehir onu  kaybedecek ve onun varlığından kimse haberdar olmıyacak. Bilmediği alışmadığı bir topluluğa gidiyor, bizim zamanımızda İlk Okula başlamamız gibi bir durum.

Bu şehrin insanları Hasan Amcanın pekte iyi bilmediği bir dili konuşuyorlar, Hasan Amca bu şehrin insanlarına ısınamıyor. Bu şehrin insanlarıyla kommunike edemiyor, kendini anlatamıyor, dünyasını kimse anlamıyor, şehir insanlarının sorunlarını anlamakta  zorlanıyor.

75 sene bir fiil köyde yaşayan Hasan Amcaya göre şehir bir hapis. Çarşıya gidecek Türkçe konuşuluyor, Hasan Amca Kürtçeyi konuşacak birini bulabilir. Ama biri gelip ayıp ya Türkçe konuşun diyecek, Hasan Amca meramını anlatamıyacak, ve anlatılanları anlamıyacak.

Camiye bir- iki saat önce gidecek dil sorunuyla karşılaşacak, belkide Türkçe bilmediği için ona hakaret ve laf edenler olacak diye camiyade gidemiyor.

Gerçi o Hasan Amcanın meşhur sözünü hatırlıyanlar olacak, kokını S.....

Haydi canım sende, köy bir hapistir diyenler olacak. Ama bu Hasan Amcanın Dünyasını ve fikirini asla değiştirmiyecek. Nitekimde değiştirmedi, Hasan Amca Türkçe bilmediği ve  yukarda saydığım sorunlar yüzünden tek başına o 75 senesini yaşadığı köyünde ve evinde yalnız başına geçiriyordu. Tabiki çocukları hafta sonu gelip onun ihtiyaçlarını karşılıyorlardı.

Köymü kaldı, eski yaşantı, o sıcaklık, akrabalık ve komşuluktan eser yok. Bunu açık bir şekilde görebiliyorsun. Üretemiyen tembel ve hantal birer sadece adı köy olarak kalmış.Yüketmekten başka bir işe yaramıyoruz.

Haskî Malê Omê hayelindeki köyü arıyor, geriye dönüş mümkün değil ama hayelinde hep o köy vardı.

Bülbülü altın kafese koymuşlar, genede vatanım demiş.

Hasan Amca yalnızda olsa, köyünde ve evinde mutluydu, bir iki komşuya gider sohbet eder. Biri gelir onu ziyaret eder, yoldan geçen biri onunla sohbet eder hal ve hatır sorar zamanı böyle geçer.

Hasan Amca gibi bir çok insanımız vefat ettikten sonra , onları anar ve yad etmeye çalışırız. Bu yanliştır, onlar sağ iken onların yaşantıları, sosyal, kültürel ve dillerini merak etmeyiz ve onlardan bir şeyler kapmayı ve öğrenmeyi aklımızın ucundan geçirmeyiz.

Bu yazıyı hazırlarken, Mustafa Yiğit ve Ahmet Kısanın ölüm haberlerinide duyduk. her ikisinin yakınlarına baş sağlığı dilerim.

Sorarım size bu yaşlı nesil biterse, kültürümüzü, sosyal yaşantımızı, dilimizi, gelenek, görenek ve ananellerimizi nasıl ve kimlerden öğreneceğiz?