orta-anadolu-kurtleri

 

 

ORTA ANADOLU`DA REŞVANLAR

 

Reşîler bugün Anadolu’nun üç büyük şehri olan Ankara-Konya ve Kırşehir il sınırları içerisinde bulunurlar. Buralara 17. yüzyıl sonlarından başlayan ve 1893’e kadar süren zaman dilimi içerisinde gelmişlerdir. Anadolu ve Kürdistan’ın kesişme ve temas noktalarından birisi olan Antep-Adıyaman-Maraş üçgeninde yaşıyorlardı. Konar-göçer olmalarına karşın yerleşiktiler. Besicilikten dolayı yazlak ile kışlak arasında hareket halindeydiler. Nereye giderlerse gitsinler geri döndükleri merkez burasıydı. Kilis Voyvadılığı adı altında yönetimsel bir statüleri vardı. Vergilerini Topkapı Yıldız sarayındaki Harem Dairesi’nin masraflarını karşılamak ve hayır hasanat için kurulan ve merkezi Üsküdar’da olan Valide Sultan Vakfı’na öderlerdi. 1691 de çıkan fermandan dolayı Arabistan çöllerine (Suriyenin Rakka eyaleti) iskana mecburi kılındılar. Giden oldu gitmeyen oldu. Gidip geri dönen oldu. Otorite boşluğundan dolayı eski yerlerine dönen oldu. Bu durum 1839 yılına kadar sürdü. Tanzimat fermanı ile durumları yeniden ele alındı.

Geçmişte yazlak ve kışlak olarak kullandıkları yeni yerlere iskan edilmeleri istendi. Buda tutmayınca İslahiye fermanı ve fırkası ile cebren bu işe zorlandılar(1865). Anadoluya iki güzergah üzerinden gelmeye başladılar. Biri Sivas Uzunyayla diğeri ise Adana-Ceyhan üzeri. Bir dönem Kona Reş dedikleri çadırlarda kaldılar. Sonradan boş, harabe ve terk edilmiş bölgelere yavaş yavaş yerleştiler. Mifîkan, Şêxbilan, Berketî, Molîkan, Oxçîyan ve Bilikan kolları Kırşehir dolaylarına, Xalîkan, Omeran, Nasirî ve Sefîkan kolları Konya Kulu, yine Bilikan, Nasirî kollarına bağlı aileler Ankara dolaylarına iskan edildiler. Bu iskan görüşmelerini aralarında seçtikleri Omeran beyleri yürütüyordu. Eyalet Valileri ve buna bağlı sancak kaymakamları bürokratik işlemleri yaptılar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



 


XALİKAN:
Bu aşiret sakinleri iki belde ve üç köyde ikamet ederler. Xalîka Jor-Karacadağ, Kulu’ya 15 km uzaklıktadır. Xalîka Jêr-Gölyazı, Cihanbeyliye bağlıdır. Qemera-Yapalı, Qolita-Sağlık, Germik– Arşıncı köyleri. Xelikanlar’ın nüfusunun on, onbeşbin dolaylarında olduğu tahmin edilmektedir. Geliş yerleri araştırma ve tartışma konusu olmakla beraber Adıyaman/Besni dolaylarından geldikleri ortak bir görüştür. 1800 ile 1820 yılları arasında ilk önce Haymana ve Ayaş bölgesine yerleştikleri, bir dönem yaşadıkları baskılar sonucu Besniye geri döndükleri ve sonradan yeniden bu günkü yerlerine göç ettikleri biliniyor. Reşîler arasında sayı sayarken onbiri ve onikiyi farklı söyleyen tek koldur. Dehûyek dehûdû yerine yonzdeh, donzdeh derler.

OMERAN:
Kulu ilçesinde, Omeran Aşiretine bağlı 1 Belde ve 5 köy bulunmaktadır. Bunlar, Omeran-Altılar-1836, Omeran- Tavşançalı Kasabası 1845, Torino Beşkardeş, Tawliya -Tavlıören 1870, Bîrtalik – Acıkuyu 1920 ve Çöpler 1900 diye. Omeranların ilk yerleşim yeri bugün Altılar ile Çöpler arasında bulunan Hêşke Mêrge yaylasıdır. Diğer beş köy, Altılar’dan ayrılan aileler tarafından kurulmuştur. Antep- Nizip’ten toplu göçle birlikte önce Çukurova’ya giderler. Kuraklık ve karışıklıklar nedeni ile Çukurova’dan çıkıp bir dönemde Kırşehir civarındakalırlar. Oradan Ankara’nın Treş ismi ile tanına bölgede kaldıktan sonra belirtiğimiz gibi Hêşke Mêrge yaylasına yerleşirler. Kırşehir Kürdleri ile yakın akrabai ilişkileri vardır. Omeranlar’ın özelliklerinden birisi Kürd aşiretlerini yönetme ve iskanı denetleme görevini Omeran Begi’nin son dönemde almış olmasıdır. Cumhuriyete kadar, Osmanlı Beratı, Boybeyliği yani Mala Kûrk Altılar beyi Hesen Beg ve haleflerinde olmuştur. Beratı verende bölgenin idari olarak bağlı olduğu Sivas valiliğidir. Böylece Kürd Aşiretlerin iskan ile olan resmi düzeydeki sorunları, bunların eliyle çözülmeye çalışılmıştır. Bu beratın Altılarlı Boybegine verilmesinde Kırşehirli Berketi Aşireti ileri gelenlerinden Mistefa Berketi ile Alişiroğulları ailesinin etkisi ve tavsiyesi olduğunu ayrıca belirtelim. Bu arada Omeranlar’ın Kırşehir’de bulunan ailelerle yakın akrabalıkları olduğu ise bilinmektedir.


SEFÎKAN:
Gunde Kose – Kerpiç köyü, Gundî Ome (Zincirlikuyu) Gundî Buldix –Bulduk Yayle Qute (Güzelyayla) ve Sêvka (Celep 1839) belde ve köylerinden oluşur. Tarihleri konusunda Sefkîler diğer kollara oranla biraz şanslılar. Aşiretin ileri gelenleri 1765 den bu yana yaşanılanları kayıt altına almış hatta bunu bir kitap halinede getirmişlerdir. Biraz uzunda olsa bu kitaptan (Bir Kabile Ailesinin Tercüme i Hali Ve Necip Şahinin Hatıratı) bazı alıntıları özellikle yapmak istiyoruz. En azından yazımızda belirtilen gelişimin anlaşılabilmesi için bu alıntılar önem taşımaktadır.

Aşiretin ileri geleni Kavas Ağa 1765 de ölmüştür ve Harput iline bağlı Gövdeli kasabasına bağlı Avcılar mezrasına gömülmüştür... Hısn-ı Mansur –Adıyaman – dolaylarında yarı göçebe halde yaşamışlardır... Kavas ağanın oğlu Nuri Ağa Adıyaman’da Berazî aşiretine mensup bir hanımla ikinci defa evlenmiştir., Aşiretin seceresini tutabilmek için Mehmet Süryani adında bir hattata sofra sinisi üzerine 1737 tarihli bir secere yazdırılmıştır. Kıyafetleri sade ve basit uçkurlu şalvar, cemadan nam-ı diğeri cepken, kadınlar ise üç etekli entarili kaylık yani meşlah giyerlerdi. Besin maddeleri ekseriya bulgur pilavı, sade yağ, süt, yoğurt ve etten ibaretti. Savunma araçları ise at üzerinden kullanmak şartı ile kargı, mızrak ve kılıç, piyadeler ise kılıç kalkan ve sopadan ibaretti. Nuri ağanın torunu olan Sarı Ismail’in yine torunu Hacı Osman’ın iki oğlu vardı. Biri Tülek(!) diğeri de Ahmet idi. İsmail Ağa döneminde aşiret yazın yayla eteklerinde kışında Haymana Ovası’nın çeşitli mevkilerinde dolaşmış ve Çalış köyünde de kışlamıştır. Molla İbrahim mütevefa pederi olan Sarı İsmail Ağa’nın cenazesini Mecidiye (Çiçekdağ) kazasına bağlı Kaman nahiyesinde toprağa teslim etmiş ve pederleri gibi Rişvan aşireti mensubu Seyifkari kabilesinin başına geçip idaresine başlamıştır. Yine yazın Uzunyayla ve bir çok yerleri gezmeye devam etmiş ve bu arada Boğazlıyan kazasının Karafakıllı köyünde annesi Hatice’nin hayrına bir cami yaptırmıştır. Caminin kapısını üzerine konulmuş bir mermer taşın üzerine de şu yazı yazılmıştır;

Sahibul Hayrat vel hasanat Rişvan Aşiretinden Sarı İsmail Oğullarından Hatice olup oğlu Molla İbrahim tarafından inşaa edilmiştir. Molla İbrahim ikinci olarak hükümet tarafından sıkı bir emir üzere tekrar göçebelikten dönüp idaresinde Seyifkari kabilesinde bir kısmını şimdiki Gördoğlu köyünü yurt olarak münasip görmüş iskanlarını temin etmiştir. Diğer bir mevcudunuda halihazırdaki Celep köyünde iskana muaffak olmuş, diğer bir kısmıda Haci Osman başkanlığı altında Bulduk köyünün iskanını yaptırmıştır. Kendisi başlarında bulunarak Herdem Oğlu Bekir ve Berkal ile birlikte Kösü Köyü (Kerpiç Haymana) mevkiinde iskan etmiştir. Bu suretle mahiyetindeki ikibin nüfusu mütecaviz insanı dörtyere taksim ederek iskanlarını temin etmiştir.

CELİKAN:
Kulu ilçesinin Kırkpınar, Atkafası, Hisar, Cihanbeylininde ise Kutika köylerine yerleşmişlerdir. Kırkpınar köyü Celikanların kurduğu ilk köydür. Atkafası / Yeşilyurt 1885 yılında kurulmuştur. Bu köye Kırşehir’den gelip yerleşen ailelerde mevcuttur. Örneğin Mala Vizia buna bir örnektir. Hisar Köyü Islahiye’den gelen Mala Eve ailesi öncülüğünde kurulmuştur. Ocaxe Male Nofel’de bu köydedir. Kötükuşağı köyü ise Maraş / Türkoğlu tarafından gelip bu köy yerine yerleşmişlerdir. Celikanlar mecburi iskan kararı ile birlikte uygulanan sürgün ve cezalandırma yoluyla belirgin bir biçimde parçalanan bir koldur. İlk önce Aşiret farklı yönlere gönderilir. Bir kesimi Sivasın, Gürün ve Kangal ilçe sınırları içerisine, bir kesimi Islahiye yakınlarındaki boş ve bataklık araziye bir kesimi de Maraş Pazarcık taraflarına gönderilir. Halen Gürün ve Kangaldaki köylerine Yayla derler. Islahiye taraflarına gönderilenler burada kalamazlar. Çukurovaya yönelirler. Belirli sebeblerden dolayı (büyük bir ihtimalle Islahiye Fermanı sonucu) Çokurovayı da terk ederek deniz kıyısını takip edip Alanya yakınlarında dağ eteklerinde yaklaşık iki yıl kaldıkları söylenir. Daha sonra Torosları 1876 yıllarında aşarak Orta Anadolu ovalarına ulaşırlar. Çeliki’ler Malvat olarak Kırşehirde de bulunurlar. Hemen her köyde Celiki olan malvatlara rastlanılmaktadır. Bu bizleri Islahiye Fermanı ile birlikte cezalandırılan bir kol olan Celikiler’in diğer kollar arasında dağıtıldıkları yorumuna götürmektedir.

NASIRÎ:
İncov Yeniceoba Beldesi Cihanbeyli, Qeregedik Karagedik Beldesi, Gölbaşı, Burumsuz, Şerefli ve Hecilera Kuşça yerleşim merkezlerinde ikamet ederler. İncov, Nasirî kolunun en yoğun olarak ikamet ettiği bir beldedir. Cihanbeyli’ye 35 km uzaklıktadır. Bir dönem Adana’da Yenice bölgesinde kaldıkları için bu ismi aldıkları söylenir. Yeniceoba’daki aileler İlk önce Qeregedi-Karacaörene yerleşirler. Sonra Haymana Yenice beldesine buradan Tavşançalı Pazarözü yaylasına (Bulduk köyünün bulunduğu yer) en son olarakta bu günkü yerlerine yerleşmişlerdir. İlk yerleşen Aileler Mala Dumko, Mala Kalê Miho, en son olarakta Mala Perawî lerdir. Aşiretin ileri geleni bir dönem Mestî Ase dir. Sonra Heci Efendi (5 yıl) Sonra oğlu Tamo 23 yıl sonrada Heci Omar efendidir. Qeregedik, Ankara Gölbaşı’na bağlı bir beldedir. 1884 yılında yerleşik hale geçmişlerdir. Adıyaman’ın Besni ilçesi Suvarili nahiyesi bölgesinden gelmişlerdir. Bir dönem Çukurova bölgesinde kalmışlar ve orayı Kışlak olarak kullanmışlardır. Geldikleri yıllarda aşiretin başını çeken Osman Beydir. Osman Bey, Mustafa Bey’in dedesi Ahmet Kahan Bey’in babasıdır. Mustafa Bey’in babası ise bölgede adı yakından bilinen ve tanınan Bektaş Bey’dir. Mustafa Bey 1883 de doğdu ve 1941 yılınde 58 yaşında öldü. Balanın Çiğdemli köyünden Azime hanım ile evlendi. Sakarya savaşında cephe gerisinde askere yiyecek taşımakla ünlendi. 25 deve 500 koyun hibe ettiği için kendisine tebrik belgesi verildi. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde alınan ilk üç traktörden birisini satın alanlardan birisidir. Haymana ilçesinde Motorlu Un değirmenini yaptıran ilk kişidir. Man kamyonun genel temsilcisi Ercan Holding’in sahibi Tahir Ercan’ın babasıda Heci Bey’dir. Şerefli, yerleşik yaşama 1845-1860 yılları arasında geçmişlerdir. Köy Nasirî’li aileler olmakla beraber Têrkan Aşireti’ne bağlı ailelerde vardır. Nasirîler: Mala Hecî Hecika, Mala Komişe ve Mala Guriye kabileleridir. Têrkan aşiretine ise: Mala Gabelek ve Mala Mistefayi Memo kabileleri bağlıdır. Sonradan Erzurum’dan gelip yerleşen aileler vardır ki bu ailelerin Sefîkan oldukları söylenir.

Bumsuz, Haymana ilçesine bağlı bir beldedir. Besni ve Kahta bölgesinden gelmişlerdir. İlk yıllarda dört kabileden oluşan bir köy olan Bumsuz şimdi 400 ila 500 aileden oluşan bir belde konumundadır. Dışarıya yoğun bir göç vermiştir. Sadece Danimarka / Kopenhagen’da 1300 dolaylarında Bumsuzlu’nun olduğu tahmin edilmektedir. Hecîlera, bu beldenin kurucuları Yeniceoba dan ayrılmışlardır. Kabileler arasında çıkan bazı sürtüşmelerden dolayı geçmişte Kelhasan köyüne ait olan yaylaya yerleşmişlerdir. Söz konusu sürtüşmeler uzun süre devam etmiş ve o devrin Valisine kadar intikal etmiştir. Kuşça Beldesinin yeri yayla olmaktan çıkarılarak yerleşim birimi haline getirilmiştir. Cihanbeyli ilçe merkezine uzaklığı 42 km. olup, nüfusu 2321’dir.

BİLİKAN:
Ankaranın Koçhisar ilçesine bağlı 9 köy ve Kırşehir merkeze bağlı üç köye iskan olmuşlardır. Bu köyler: Akarca, Hezîno (Büyükdamlacık), Heciyo (Büyükkışla), Doğankaya, Kanlıkışla, Küçük Damlacık Odunboğazı, Yusufkuyusu dur. Kırşehir’dekiler de Ekiza, Ale Kekilî ve Hirfanlı köyleridir. Bilikan Aşiret kolu üzerine çok az bilgi kayıtlara geçmiştir. Bunun sebebi nedir bizde bilmiyoruz. Aslında Bilikanlar’ın genel Kürd kimliği konusunda hassas oldukları söylenir. Bu hassasiyetin kendi öznel konumuna sirayet etmemiş olması bizlere de ilginç gelmektedir. Söylediğimiz gibi çok az bilgiye sahibiz. Bildiğimiz geçmişte aşiretin ileri gelenleri arasında Mame Beg ve Îsa Beg olduğudur. Bu isimleride Bilikanlar arasında bilinen ve yakın zamana kadar söylenen bir sevda türküsünde geçer. Genç yaşta aşiretin başına geçen Îsa Beg’in, komşu aşiretten Mame Beg’in kızı Fate Xatun’a olan aşkını ifede eden bir türküdür. Bu aşkı ispat etmek için Beg olduğu halde Mama Beg’e çoban duran Îsa Begin bu jesti eserın ana temasını oluşturur.. Bu eser bîlur esliğinde söylenir. Kısa bir dörtlük alalım.

Ane ane sivêda zu
Sê keçik runiştin li bin darê
Ba biskên wan sor dixine
Wane pîrê tu here Îsa beg ra
Bê ma were pezî malê bavê min
Şeş meha, salekê biçerîne.
Mame beg dibê lo
Siwê da zu li vir çi digerî?
Ew diwê:ez nasîpgî giran digerim.
Bidoşa bidoşa Fat fatem bidoşa

Fat fatem hezar û heftsed pezî pî kî                                                                                  
da didoşa
Helba li ber time boşa
Kurikê buyin begê milê xwe dine

Carix dolaxe xwe pusî dîna
Kavire Muse gili gil biçêrine
Hat pezê xwe bû pezê mazmane
Biskên wan diketin ser kabone
Way begîm lo, sevdalîm lo
Wê malim lo bêkarim mirim lo



MİFÎKAN:
Mifkî isminin nereden geldiği, ne anlam içerdiğini şimdilik bilmiyoruz. Kırşehir merkez ve Boztepe ilçesine bağlı oniki köyde ikmat ederler diye biliniyorlar. Köyler Malya Ovası’nı bir çizgi gibi yaran Çiçekdağ yolunun altına ve üstüne geniş bir alana adeta serpilmişlerdir. Bu ova zemininin geçmişte bir göl yatağı olduğu ve zamanla suların çekilmesiyle yerleşim alanı haline geldiğini ayrıca belirtelim. Mifkî köylerinde bazı aileler Islahiye, Nizip ve Besni ve Çukurovada akrabaları ile hala görüşmektedirler. Çelikan ve Terkan aşiretlerine bağlı olan bazı aileler Mifkiler’in arasına karışıp erimişlerdir.
Bazı köylerde karışık nüfusa sahiptir. Örneğin Çimeli ve Seyrek köyleri gibi. Geçmişte Boztepe ilçe merkezine yerleşmiş ailelerde vardır. Mifkî olarak bilinen köyler şunlardır Kanîkûrik (Körpınar), Qişle- Büyükkışla-Terziyanlı, ÇîmeliÇimeli (karışık, Bulgar göçmeni, Terziyanlı’dan bazı aileler, Sivas’tan Begili kabilesi), Kûlik-Külhöyük,

Pizbênike Jêr-Şayıplı-Harmanaltı, Pizbênike Jor-Mala Benê-Tosunburnu, Ûsînli Hüseyinli, Gûrîo Yeşiloba, Goli-Göllü, Sêrek – Seyrekköy, Tavira Taburoğlu – Şix Ağa Çiftliği, Sira-Uzunpınar, Xaladîno- Hatunoğlu-Öksüzkale, Otko- Araplı Cedit – Yenidoğanlı, Solax- Horla-Eskidoğanlı Otko, Serek, Sira ve Gurio köylerinin kurucu aileleri ilk dönem Goli köyü yakınlarında bulunan Boyalık mevkinde topluca bir arada konlarda ,yaşıyorlardı. Zamanla aileler bir birinden ayrılarak şimdiki yerlerine yerleştiler. Bu bölgeye Üsinli civarıda denilir. Şimdi Boyalık mevkinde harabeler mevcuttur. Bazı aileler yaklaşık 130 yıl önce iç sorunlardan dolayı Sıra dan ayrılarak Solax köyünü kurmuşlardır. Araplı (Otko) ile Horla (Solax) şimdiki yerlerine tesadüf eseri yerleşmişlerdir. Eskilerin anlatımı mile bir gün inekleri kayıp olur. Aramaya çıkıldığında inekler Horla ve Araplı civarındaki sazlık ve yeşiliğin ortasında bulunmuş. Gördükleri manzara karşısında hayretlere düşerek “Yaw, Mange ji me pakiltir in, li serî çiyê karê me çi ye ?” diyerek yükleyip çadırlarını buraya myerleşmişler. Yine Qişle, Kulik ve Kanikürik köylerinin sakinleri geçmişte bir arada idiler. Qişle’nin bugünkü yerinde toplu halde kalıyorlardı. Kuraklık ve kıtlıktan dolayı muhtemelen 1874 yılında Kulik ve Kanikürik Qişleden ayrılarak bugünkü yerlerine yerleştiler. Çimelli deki Kürt aileler yine Qişleden gitmişlerdir. Pizbenike Jor ve Pizbenike Jer köylerini kuran aileler ilk zamanlar Dulkadirli köyünün yaylağı olarak bilinen Çixureşme bölgesinde bir arada bulunuyorlardı.

ŞÊXBİLAN:
Mifîkanlar gibi oniki köyden oluşurlar. Şêxbilan aşiretine bağlı köyler şunlardır: Ûçkî, Geder, Qişlê, Çewirme, Çemalax, Çîdali, Zêqere, Hoçiko, Ramiko, Torino Şêxbil isminin nerden geldiği pek bilinmemekle beraber Ocax olan bir ailenin Bilo isminde bir oğulundan bu ismin geldiği söylenir. Aşiretin ilk yerleştiği köyler olarak Çevirme ve Qişle köyü olarak bilinir. Antep Islahiye ve Maraş taraflarından geldikleri kuvvetli bir ihtimaldir. Qişle, Çîdali, Gêder, Zekere ve Çamalak köylerinin kurucu kabilesi Mala Baxde lerdir. Bu kabilenin iskan sırasında toplu halde bir arada bulunması istenmemiştir. Bundan dolayı Yozgat’a bağlı köylere (Paşaköy ve cevre köylerine) dağıtılmışlardır. Bu parçalanmayı kabul etmeyen kabile ileri gelenleri gizlice bir araya gelerek Qişle köyünün bu günkü yerine gelerek biraz da cebren oturmuşlardır. Yaylak olarak Sivas-Divriği çevresi ve Uzunyayla’yı kulanırlardı. Şexbilanlar’dan Islahiye’de akrabaları olan ve ilişkileri hâlâ devam ettiren aileler vardır.

BERKETÎ:
Aşirete bağlı ailelerin çöle iskan edilmesinde öncülüğün Berketîlerin yaptığını tahmin ediyoruz. Çicekdağ merkez ve Kunguş (Harmanpınar), Hacıoğlu, Beraka (Barakli), Şahana, (Şahanoğlu), Alahacılı (karışık), köylerinde iskan olmuşlardır. Berketî’ler üzerine elimizde yok denecek kadar bilgi mevcut. 1920 li yıllara kadar Çiçekdağ yönetimi Berketîler’in elindeydi.

OXÇÎYAN:
Alan (Alanköy), Şorik (Acıköy), Bozlarevci, Gölcük, Konir (Konurkale), Avanaoğlu, Afraköyü, Tuzköyü, Acılı, Çökelik,

MOLÎKAN:
Devrec


Vahit Duran
Birnebun Dergisi, 33. Sayi

 

E-mail-ahsason@hotmail.com