Yaşam ne kadar
karmaşık ve komplike olursa beyin gelişimide o kadar hızlı olur.Çünkü
karmaşık yaşamda beyni uyarıcı etkenler fazladır.Nasılki sürekli spor
yapan bir vücut gelişiyorsa, sürekli düşünen , uyarılan , yorulan ve
çalışma halinde olan bir beyinde aynı şekilde gelişir.
Bilim adamları tek yumurta ikizleri üzerinde bir bir çalışma
yapmışlar.İkizlerden birini modern yaşamın içinde büyütmüşler,ona
modern yaşamın bütün ayrıntılarını öğretmişler ,diğerini ise ilkel
kabile hayatının içinde büyütmüşler.Yıllar sonra bu ikizler
birbirinden her yönüyle çok farklı bir gelişim göstermişler.Düşünme
kapasiteleri ve muhakeme yeteneklerinin ne kadar değişiklik
gösterdiklerini gözlemlemişler.Modern yaşamın içinde büyüyen çocuk
sürekli beyni uyarıcı etkenlerle(eğitim,trafik,elektronik
aletler,toplum kuralları ..vs...vs) karşı karşıya iken,ilkel yaşamın
içinde büyüyen çocuk yaşamını sürdürmek için çok fazla düşünme
ihtiyacı duymadan,beynini zorlama gereği duymadan büyümüş.
Dolayısıyla muhakeme ve algılama yeteneğide moder yaşamın içinde
büyüyene oranla daha zayıf bir gelişme göstermiş.
Gelelim konumuza;
Bu aralar çoğumuzun üzerinde yoğunlaştığı konu köylülük ve köylü
zihniyetidir.İnsanoğlu toplayıcılık ve avcılıktan üretim toplumuna
doğru geçiş aşamasında ilk yarattıkları uygarlık köylerin
oluşmasıdır.Vahşi hayvanların ve iklim değişikliklerinin peşinde
sürüklenen insan toplulukları, ilk kez artık doğaya hükmeder hale
gelmişlerdir.İnsanoğlu artık yavaş yavaş doğaya hakim olmuştur.Doğanın
kendisine sunduklarıyla yetinmiyor, ona yön veriyor.İklim soğudu diye
göç etmiyor ona uygun barınaklar yapıyor.Hayvanları evcilleştiriyor,
avlanma artık önemini yitiriyor.Doğadaki bitkileri toplama döneminden
tarıma doğru geçiyor ,o artık kendisi üretiyor.Dolayısıyla insanoğlu
artık kendine sabit bir mekan seçiyor ,barınaklar oluşturuyor,yerleşik
hayata geçiyor .İşte bu ilk yerleşik hayat biçimi köylerdir.Bu durum
yaklaşık olarak ilk olarak 10-12 bin yıl öncesine denk geliyor.Bu
dönemin adı neolitik dönemdir ve ilk yaşandığı bölgeler ise
Mezopotamya (Dicle –Fırat havzası,Toros Zagros hattı –Altın Hilal
denilen bölge).Bu bilgiyi şunun için veriyorum.
Köy oluşumları insanoğlunun yarattığı ilk uygarlıktır ve dolayısıyla
en eski uygarlıktır.Eski diyorum çünkü avcılık ve toplayıcılıktan
hemen sonraki aşamadır.İnsanlar artık bizon,bufalo,geyik avlamıyor ,koyun
,keçi yada sığır gidiyor.Tohum,kök yada meyve toplamıyor tahıl yada
meyveyi toprakta kendisi yetiştiriyor.Köy yaşamı avcılık ve
toplayıcılığın hemen akabinde meydana gelen bir sosyal
olgudur.İnsanlar köyleri oluşturdular,basit bir şekilde tarım ve
hayvanılık yaptılar ,çok basit ve sade bir hayat yaşadılar ,bu onlara
yetti.Bu yaşam biçimini aşamayan köylü toplulukları daha sonraki
uygarlıksal gelişimlerim hiçbir aşamasında yer almadılar.Sanat ,kentleşme,mimari,bilim
,tıp,felsefe,siyaset ,şehirleşme,askeri alan,edebiyat,….vs…vs..gibi
uygarlıksal gelişmelerin hepsi köylülüğün dışında gelişti.Köy insanı
için hayvanlarının doğurgan olması ve ektiği toprağın verimli olması
yeterli idi.Evinden tarlasına gidebilmesi için bir tane eşek ,tarlasını
sürebilmesi için bir iki tane öküz, sütünü ve etini yiyebilmesi için
birkaç tane koyun ,keçi yada sığır yeterdi ona.Bunlara sahip olduğu
sürece kolay kolay açlıktan ölmezdi.Bu durum bu şekilde binlerce yıl
devam etti.Yaşam çok basitti, dolayısıyla düşünme yeteneğide çok
basitti.Çıkarlar ve zihniyet basitti.Bazen küçük bir çıkar bütün
insani değerlerin önüne geçebiliyordu.Zaman zaman köylü zihniyeti
derler işte bundan dolayıdır.Küçük çıkarlar için kurnazlık yapar ,kendini
akıllı zanneder ama mide bulandırır.Köy ve köylülük olgusunu bu
şekilde ele almak lazım.Köylülük çok yüksek değerlerin yaratıcısı
değildir.O kişilik o yaşam biçimini sürdürmek için çok yüksek bir
beyin kapasitesine gerek duymaz.Hal böyle oluncada insanlığın
yarattığı hem büyük değerlerde,hemde büyük tahribatlarda çok büyük bir
rol oynamamıştır.Köylü yapısı çok büyük değerler üretmediği gibi diğer
sınıflı toplum katmanlarının yarattığı büyük tahribatlarıda
yaratmamıştır. . Roma küçük bir köy iken uygarlık tarihine hiçbir
katkısıda yoktu dünya halklarına herhangi bir zararıda yoktu.Fakat
büyüyüp bir devlet ve büyük bir imparatorluk olduktan sonra bir
taraftan bilim,mimari,sanat ,siyaset,tarım ,tıp ,vs..vs de büyük bir
gelişme gösterirken öbür taraftanda dünya yı inim inim inletmiştir.
İnsan toplulukları ne zaman kalabalıklaştı,kentler oluştu,üretilen
ürün artık yetmemeye başladı,kaos ortamı oluştu işte o zaman büyük
bilimsel,düşünsel ve sosyal gelişmeler patlak vermeye başladı.Çünkü
artık köylü yaşam formu buna yetmiyordu,insanoğlu yeni yeni çıkışlar
yapmak zorundaydı maddi koşullar insanoğlunu buna
zorluyordu.Devletleşme oluşmaya başladı .Büyük uygarlıksal
gelişmelerle birlikte insanoğlunu köleleştiren ,ezen, acı ve ıstırap
dolu sınıflı toplum düzeni baş göstermeye başladı.İlk başlarda emeği
daha kolektif hale getirmek,topluma bir düzen vermek yada üretim
fazlasının kontrol altında tutmak amacıyla tapınaklar(zigguratlar)
etrafında gönüllü bir şekilde oluşan devletleşme olgusu süreç içinde
tam anlamıyla hakim sınıfların kontrolüne geçerek tam bir baskı
aracına dönüştü.Bu kentleşmeyle birlikte oluşan devlet olgusu süreç
içinde yayılma gösterek basit bir yaşam sürdüren tüm köylü unsurları
egemenlikleri altına alarak onlara hükmettiler.Köylü yapısı binlerce
yıl süren sınıflı toplum düzeni içinde sürekli en altta yer almıştır.
Bu konu çok derinleştirilebilinir fakat asıl konu köylü kişiliği ve
köylü zihniyeti olduğu için onun üzerinde yoğunlaşmak
gerekiyor.Köylülük ; coğrafi bir kavram olmaktan ziyade zihinsel bir
durumdur.Kent ortamına göç yaşansa bile köylü zihniyeti kuşaklar
boyunca devam edebilir.Kürt toplumuda büyük oranda köylü bir
toplumdur.(buna değinmeden geçmek istemedim)Yukarda bahsettiğim
Neolitik dönemin ilk ve yoğun yaşanması süreci Kürtlerin yanıbaşında
ve iç içe gerçekleşmiştir.Neolitik dönem Kürtlerde adeta kök salmıştır
dolayısıya Kürtler onbinlerce yıl bunu aşamamışlardır.Köylü yaşamı
artılarıyla eksileriyle en çok Kürtlerde kendini var etmiştir.Biz
şöyle yada böyle büyük uygarlıklar yarattıkta diyemeyiz ama yıktıkta
diyemeyiz.Bu açıdan içimiz rahattır.
İnsanlar yaşadığı gibi düşünür,düşündüğü gibi yaşamaz.Diğer bir tanım
da şöyledir.Maddi yaşam (yada yaşam koşulları) insanın bilincini
belirler.
Çok uzadı hepinize sevgiler-saygılar.Hoşçakalın.
Osman Genc